Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır

Herkese selamlar, umarım hepiniz iyisinizdir. Son zamanlarda ağırlık verdiğim dil eğitimime devam ederken fark ettiğim bazı noktalar oldu ve bunlar günlük hayatta sürekli kafamı kurcalıyordu. Bu yazımda bunları sizlere elimden geldiği kadarıyla anlatmaya çalışacağım.
Daha önceden de dediğim gibi dikkatimi çeken bazı noktalar var. Bunlardan birincisi, kalıp farklılıkları diyebilirim En basit cümlelerde bile kullanılan yapılar ve ifadeler o kadar farklı ki hayatınıza farklı bakış açıları getirdiği apaçık bir gerçek. Ek olarak, kendi dilinizi de fark ediyorsunuz, farklı cümleleri karşılaştırıyorsunuz ve "Aslında bizimki böyleymiş ama diğer insanlar böyle diyormuş" düşüncesi kafanızda dönüp duruyor sürekli. İnsana ve hayata başka bir perdeden bakmaya başlıyorsunuz ve kendinizi farklı kalıplarda ifade etmeyi öğreniyorsunuz. Günlük dilde bile kullandığımız kelimeler o kadar sınırlı ki kendimizi tekrar etmekten öteye geçemiyoruz ki başlığı seçmenin özel bir nedeni de bu. Wittgenstein'ın eserlerini henüz okuma şerefine nail olamadım ama bu sözü en sevdiklerimdendir, çünkü son zamanlarda insanların kendilerini doğru bir şekilde ifade etme sıkıntısı var.
Evet, belki bu durum yüzyıllardır vardı ama belki hiç bugünkü kadar önemli olmadı. Bireyselleşen dünyada insanın kendisine bir yer bulması ve kendisini gerçekleştirmesi ayrı bir zahmete dönüştü. Bu noktada bizi kurtaracak olan anahtar, dildir. Yukarıda da aktardığım gibi: hayata, felsefeye bilime ve duygulara belki de radikal bir perspektiflikten bakıyorsunuz. İş maalesef anahtarla kalmıyor, o anahtarı çevirmek de gerekiyor. O nasıl olacak, gelin bakalım:
Şuan hepinizin kelime haznesinden kaç kelime kullandığını sorsam en yüksek sayılar ne olurdu? 500-600 mü yoksa 2000-3000 mi? Bu sayıyı belirlemek zor da olsa hedef sayıyı belirlemek değil arttırmaktır. Burada belirlenen sayı sadece kendimizi kendimize göstermek için.
Elimize anahtarı aldık diyelim, yani gerçekten kıymete binecek bir kelime haznemiz ve dil bilgimiz var. Bir sonraki adım olan anahtarı çevirmek derken anlatmak istediğim şey aslında pratik ve günlükselleştirme. Anahtarı döndürürken de tur attırırsınız ona, o turları günlük hayatta kelimelere de attırmanız lazım, yani sürekli onları kullanarak ve pasif halden aktif hale getirerek anahtarı çevirmiş oluruz. Böylelikle hem dünyamızın hem zihnimizin hem de kendimizin sınırlarını genişletmiş olurduk.
Unutmayın ki bunu insanlar için değil, kendiniz için yapıyorsunuz. Dil öğrenimi kolay bir iş değil, bunu şuanda gayet iyi bir şekilde tecrübe ediyorum. Bir sürü kelime, bağlaç, kural derken kafanız çorba olabiliyor bazen. Ama bana kattığı onca şeye bakınca verdiğim emeklerin katbekatını görmüş oluyorum. Umarım o manzarayı görmek hepinize nasip olur, bir sonraki yazıya kadar kendinize iyi bakın, sağlıcakla kalın...
Bu yazıyı beğendiniz mi?
Düşüncelerinizi ve desteğinizi kalplere tıklayarak gösterebilirsiniz.
Yorumlar (0)
Fikirlerinizi, sorularınızı ve teknik görüşlerinizi paylaşın.
